Acil Tıp Teknisyeni Kategorisi

Abdül Samet DEMİRTUĞ

İstanbul 112 de yine bir nöbete başlamıştık ve o gün gerçekten çok yoğun geçiyordu: trafik kazaları suicidler… İkinci kez üstümüzü değiştirdik, eksik malzemeleri tamamladık ve artık yeni vaka için ambulansımız da biz de hazırdık. Komuta kontrol merkezi yüksekten düşme vakası bildiriyordu. Olay yerine gittiğimizde binanın 3.katından düştüğü ya da atladığı söylenen 15 yaşlarında bir erkek çocuğu gördük. Anne ve babası olay yerinde değildi. Kimse olayın nasıl olduğunu bilmiyordu. Çocuğun üzerinde ev kıyafetleri, ayakları çıplak, yüz üstü yatar pozisyonda yolun ortasındaydı. İşin aslını sorarsanız böyle bir şeyle karşılaşacağımızı hiç düşünmemiştim. Nabız kontrolü yaptığımızda vakanın arrest olduğunu anladık. Hızlıca travma tahtasına aldık, boyunluğunu taktık ve cpr a başladık. Bir taraftan da entübasyon hazırlığı yapmaya başladım. Larangeskopu ağız içine yerleştirdiğimde bir anormallik vardı. Ağız içi kan doluydu. Hemen aspire ettim ancak vokal kordlar yan duruyordu. Olayın stresi ve olay yerinin karmaşıklığı nedeniyle tam olarak fiziki muayene de yapamamıştık.

Entübasyon işlemini tamamlayınca steteskopla solunum seslerini dinlemeye başladım. Sol taraftan akciğer sesleri duyulmuyor ve havalanma görünmüyordu. Doku altında da krepitasyon sesleri mevcuttu. Evet bir tansiyon pnömotoraks söz konusuydu. O zamana kadar hep eğitimlerde, videolarda geri döndürülebilir nedenler arasında gördüğümüz iğne dekomresyon uygulamasını yaptım. Hızlıca intraketle giriş yaptım ve hava çıkışını gözlemledim. Bu arada ekip arkadaşlarım CPR a devam ediyordu. O ana kadar cevap alamamıştık ama iğne dekomresyon uygulamasından sonra sol akciğer de havalanmaya başladı. Kısa bir süre sonra deri rengi normale dönmeye başladı ve CPR a yanıt aldık. Hastaneye ulaştığımızda nabız geri dönmüştü. Bu olay mesleğimiz için küçük ama benim için büyük ve unutulmaz bir anıydı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir