Paramedik Kategorisi

Nilgün ALA

Mesleğimiz gereği gece gündüz, soğuk sıcak demeden fedakârca çalıştığımız bu onurlu mesleği çok zor şartlarda yerine getirdiğimi düşünüyordum. Taa ki bundan 3 ay öncesi, yani 12 Kasım 2019 a kadar. 17 yıllık Gurbet’in biteceği hayalini yaşarken, tam da babama kavuştum derken babamın amansız hastalığıyla karşılaştık. Ve o andan sonra gurbet hasretinin yerini hastalıkla mücadele aldı. 17 Ekim 2019 günü teşhis HCC(bir tür Karaciğer Kanseri) olarak konuldu. Tedavisi mümkün olmayan bir hastalıktı. Babam Sanki yıllar önce hissediyordu hastalığı ile mücadele edebileceğimi, o yüzden tüm kalbiyle benim paramedik olmamı istiyordu. Bu zamana kadar yardımcı olduğum hastalar, kurtardığım hayatlar hep onun sayesindeydi. Zordu ama hiçbiri bu kadar ağır değildi. Babam her geçen gün avuçlarımda ve gözlerimin içinde eriyordu. Ve ben çaresizdim. Aynı zamanda 17 yıllık hasreti o kısacık zamana sığdırmaya çalışıyordum. Her anımı babamla geçiriyor, bütün ihtiyaçlarını gideriyordum. Adeta bir annenin çocuğuna gösterdiği ilgi ve şefkati babama gösteriyordum. 12 Kasım günü nöbete gittim, kısa süre sonra annem aradı ve babamın durumunun kötü olduğunu söyledi. Hemen KKM yi arayıp babam için vaka çıkışı yaptık. O kısa mesafesi olan yol bitmiyordu. Neyle karşılaşacağımı bilmiyordum. Sonunda babama ulaştık. Babamın bilinci açıktı ama genel durumu çok iyi değildi. Vital bulgularına baktık, damar yolunu açtık. Oksijen satürasyonu düşüktü. Hızlı bir şekilde hastaneye yetiştirmek için yola çıktık.  Bir elimle babamın elini tutuyor, diğer elimle de oksijen maskesini tutuyordum. Dizlerimin üzerine çöktüm. Gözyaşlarım babamın üzerine damlıyordu. Ben nereden bilebilirdim? Babamla son göz göze gelişimiz ve elini sımsıkı tutuşum olacağını. ATT arkadaşım hem babama müdahale ediyor, hem de beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ama babamın o anki bakışı, kafasını bana yaslaması, adeta beni kurtar kızım dercesine haykırıyordu sanki… Nerden bilebilirdim yıllar sonra babama kavuşacağım ve çalıştığım ambulansta babama müdahale edeceğimi… Bu nasıl bir acı, bu nasıl bir çaresizlikti… Kendime hâkim olamıyordum. Sonunda hastaneye ulaştık babamı resüsitasyon odasına aldılar. Beni müdahale odasına almadılar. Kapının önüne yığıldım. Babama bir süre müdahale ettiler ve solunum cihazına bağlı olarak yoğun bakıma yatırdılar. Artık bilinç yoktu ve uyutuyorlardı babamı. Artık 17 yıllık hasreti sadece ben kısa süreye sığdırmaya çalışıyordum. O süre sadece ama sadece 4 gündü. Ve babamın yeniden sağlığına kavuşacağı hayaliyle yaşarken 16 Kasım sabahı, benim ilk aşkım, arkamdaki koskoca dağ, aslan gibi yürekli babam artık dönmemek üzere hakka yürümüştü. Duvarlar üzerime yıkıldı. Kıyamet koptu sanki. Bu nasıl bir acı, nasıl dayanırım ben bu acıya. Bir zamanlar kimsenin ismini dahi bilmediği mesleğimi senin desteğinle, sana ambulansta son müdahaleni yaparak; işimizin ne kadar ince bir çizgide ve ne kadar önem taşıdığını insanlara anlatacak bir PARAMEDİK kız yetiştirdin. Sayende mesleğimi çok seviyorum.

 Seni Çok Seviyorum CANIM BABACIĞIM….,.

Nilgün ALA” üzerine bir yorum

  1. En etkilendiğim hatta gözlerim dolu dolu okuduğum bir vakaydı . Ben sadece bunu okurken böyleyken siz bunu yaşadınız. Belki de hergün o sedyeye baktığınızda babanız aklınıza geliyordur cok zor bir durum yerinizde olmak istemezdim .Umarım siz kazanırsınız ..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir