Sağlık Memuru Kategorisi

Süleyman KEPENEK

Yıl 2001 aralık ayı Rize 112 komuta kontrol merkezinde göreve başladım. 

3 adet 112 ash istasyonumuz, 10 ambulansımız,  26 personelimiz vardı. Ağır çalışma şartları ve yetersiz ekipmanlarımızla her vakaya acil müdahale etmeye çalışıyorduk. 2004 yılında il ambulans servisi çalışma yönergesi çıktıktan sonra başhekimlikte gündüz mesaileri başlıyor ve ben nöbetten çıkıp gündüz mesaisine geçiyorum. 1999 Marmara depreminin ardından. Ülke genelinde doğal afetlerde(deprem, sel, yangın, çığ… vb)  müdahale etmek amacı ile ulusal medikal kurtarma ekipleri kuruldu ve ben UMKE de görev aldım. 112 acil sağlık hizmetlerinin komuta kontrol merkezi, acil sağlık hizmetleri istasyonu, acil ve afetlerde sağlık hizmetlerinin tüm birimlerinde görev yaptım.

2010 yılı ağustos ayında Rize ili Gündoğdu Beldesi’nde yaşanan sel felaketinde görev aldım. 

 23 Ekim 2011’de Van Erciş depreminde de görev aldım. Hiç beklemediğimiz anda depremi yaşıyorduk. Deprem Van da yaşanıyor ama tüm Türkiye’yi derinden sarsıyordu.

Bir kitapta okumuştum ‘kalp susunca insanı toprağın altına koyuyorlar’ yazıyordu. Ben isterdim ki Van’ da o gün hiçbir kalp susmasın. Mucizelere inanır mısınız bilmiyorum ama insan bazen bir mucize bekliyor. O gün ve akabindeki tüm günlerde mucizeler bekledik, tek istediğimiz göçük altında bir yaşam belirtisiydi. Kendi evladını Rize’de bırakan bir baba olarak hiç unutmuyorum. 120 saat sonra 18 yaşındaki üniversite öğrencisinin kurtuluşuna ve 14 günlük Azra bebeğin 48 saat sonra mucize kurtuluşuna vesile olmuştum. Bir insan aynı anda kaç duyguyu yaşayabilir? Aynı anda acıya kederlenip mutluluğa sevinebilir miydi?  Yıkılan bir şehirde yeni umutlar yeşertilebilir miydi? Biz yeşerttik. Acının en derinini yüreğimizde mutluluğun en güzelini kalbimizde hissettik,

Bu yazımı o gün kalbi susan tüm güzel insanlara adıyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir