YÜCEL MALKOÇA

         2015 yılında taşeron olarak başladığım ambulans şoförlüğünde devlet memuru olarak devam etmekteyim. O süreden itibaren hayat kurtarmak için dakikalarla yarıştım. çağrı geldiğinde olay yerlerine kendi yakınlarıma yardıma gidiyormuş gibi dikkatli ve en kısa zamanda ulaşmaya çalıştım. Tüm Türkiye’yi yasa boğan olayın Çorlu’yu 8 Temmuz yağmurlu bir pazar günü vurdu. O gün 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde görev yapan bir arkadaşımızın düğünü vardı. İzinli olan diğer arkadaşlarımla birlikte düğün evindeydik. Saat 17:00 civarıydın kaza olmuş yaralılar 112 den yardım istemeye başlamıştı. İzinli olan arkadaşlarım görevlendirilmek üzere tek tek aranmaya başlamıştı. Bizler 1 dakikanın hatta 1 saniyenin hayat kurtarmadaki önemini bildiğimiz için o gün olay yerine vakit kaybetmeden gittim. Bölgeyi iyi bildiğim için olay yerine kısa sürede ulaştım ve arkadaşlarıma ve diğer arkadaşlarıma tam konumunu paylaştım. Olay yerine gittiğimde vagonların altından inlemeler geliyor dışarıda olan yaralılar yardım istiyordu. Olay yerine ekipler gelene kadar aldığım eğitimler sonucunda yaralılara müdahalelerde bulundum. Daha sonra gelen ekiplerle birlikte koordineli bir şekilde çalışmalarımızı saatlerce sürdürdük. Olay yerinde hem yaralılara müdahale ettim, çıkarılmalarında ve naklinde yardımlarda bulundum. O gün kaza sadece orada olanların değil tüm Türkiye’nin yüreğine ateş düşürdü. Ben olay yerine gittiğimde önce çığlıklar ardı ardına geldi, sonra siren sesleri , sonra da selalar…

KORKMAZ DÖNMEZ

2001 yılı Ocak ayı içerisinde Ardahan ili Çıldır ilçesi Sağlık merkezinde çalıştığım dönem içerisinde hamile bir bayan aldık ve bebeğin anne karnında öldüğü söylendi. İlçede Uzman Doktor ve müdahale şansı olmadığından naklinin yapılması gerekiyordu. Hava karlı ve tipiliydi. Kara yollarından yolu açmasını istedik ancak görüş mesafesi sıfır olduğu için yola çıkılamayacağını ve riskli olduğunu söylediler. Hastanın da hayati tehlikesi olduğu için bekleme gibi bir şansımız yoktu. Yola çıkıp Ardahan Devlet Hastanesine gitmeyi denemeye karar verdik. Kar yağışı ve tipi çok yoğundu. 45 kilometre mesafedeki olan Ardahan iline nakil yapmak üzere yola çıktık. İlk 5 kilometrede yoğun kar ve tipiden dolayı saplanıp kalmıştık. Yoğun çaba sonucu saplandığımız yerden çıkarak Ardahan’a gidemeyeceğimizi anlayınca 100 kilometrede bulunan Kars iline gitmeye karar verdik. Bir de orayı denemek üzere yola çıktık. Araçta zincirlerimiz takılıydı ve ilk 25 kilometrede zincirlerin ikisi de koptu. Zincirsiz devam etmeye çalıştık. Tipi o kadar çok yoğundu ki arabanın burnunu bile göremez haldeydik. Refakat eden ebe hanımı araç tuttu, mide bulantısı başlamıştı ama hastanın hayati tehlikesi olduğu için yolumuza devam ettik. Görüş yok, ancak ben hiçbir şekilde konuşmayın dikkatimi dağıtmayın diyordum. Ben tahmini olarak bu yolu gidebileceğimizi düşündüm. Uzun bir süre devam ettikten sonra ebe hanım bir çığlık attı: “Yeter nereye gidiyoruz, gittiğimiz yeri bilmiyoruz, gittiğimiz yolu görmüyoruz, nereye gidiyoruz”. Artık sıkıldım ve ben de dedim ki “ablam araba hareketliyse hala gidebiliyorsan yoldayız ve sen sesini çıkarma. İnşallah biz bu hastayı yetiştireceğiz, bu canı kurtaracağız.” Arpaçay ilçesi 50 kilometre idi ve Arpaçay ilçesi çevre yoluna ulaşmıştık. Burdan sonra tipi biraz yoğunluğunu düşürdü ve bir saatte gitmiş olduğumuz yolu yaklaşık olarak 4 saat 45 dakikada tamamlayarak hastamızı Kars Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesine yetiştirmeyi başardık. Hastamızı sağ salim uzman doktora teslim ettik ve gerekli müdahale yapıldı. Bizim arkamızdan gelen hasta yakınının minibüsüyle gelirken kara saplanıp devam edemediğini öğrendik. Biz çok şükür o hastayı hastaneye ulaştırdık. Karla mücadelenin en zor olduğu bir dönemde, yaz lastikleriyle böyle bir mücadeleyi tamamlamanın haklı gururu ve mutluluğu içerisinde gece Kars’ta konaklayarak ertesi gün noktamıza döndük. Bu da bizim için güzel bir duyguydu.

NAİL KÜÇÜK

24 Mart 2018 tarihinde Afşin’den Kahramanmaraş’a hasta nakli sırasında yere düşen Türk Bayrağını fark ettim. Hastanın aciliyeti söz konusu olunca hastayı hastaneye bıraktıktan sonra dönüş yolunda bayrağımızın hala yerde olduğunu gördüm. Al bayrağımızı yerden aldım ve görev yerime döndüm. Ve bir mesaj verdim. O tarihte zeytin dalı harekatı başlamıştı. O operasyona ithafen “AFRİNDE DÜŞÜRMEDİK Kİ BURDA DÜŞSÜN BAYRAĞIMIZ ” demiştim. Bu mesajım sosyal medyada ve ulusal medyada çok beğeni aldı. İl sağlık müdürümüz teşekkür belgesi ile ödüllendirdi.

MEHMET KENAN KAYA

2018 ilk ayları… 112 Komuta Kontrol Merkezinin öğle saatlerinde ekibimizi anons etmesiyle senkop vakasına çıkış yaptık. Olay yeri bir ortaokuldu. Olay yerine geldiğimizde 13 yaşlarında bir kız çocuğu hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Öğretmenleri ve arkadaşları aniden bir baygınlık geçirdiğini söylediler. Elini yüzünü yıkayıp kendine gel diye telkinde bulunduklarını söylediler. Kız çocuğu durumunu anlatırken “muhtemelen ben sabah kahvaltısı yapmadığım için kendimden geçtim. Bir kaç defa daha böyle olmuştum” Diye ifadede bulundu ama kızın hıçkıra hıçkıra ağlaması devam ediyordu. Bir an boynunda morluklar dikkatimi çekti. Morluğun sebebimi sordum. “Küçük kardeşim var. O hep öyle yapıyor” dedi. Anlattığı hikaye bana inandırıcı gelmedi .O gün Ekibimde 2 Bayan Att arkadaşım vardı. Konunun farklı olabileceğini düşünerek dışarı çıktım. Att bayan arkadaşlarım ön muayenesini yaparak vücudunun başka bölgelerinde de avuç içi kadar morlukların olduğunu tespit etti. Daha sonra kızla konuşmaya başladık. Gerçekleri anlatırsa yardımcı olabileceğimizi söyledik. Bir süre sessiz bekledik. Çok korkuyordu. “Eğer anlatırsam kardeşim ve ablama zarar gelir” dedi. Biz de ona “korkma polis abilerin seni, ablanı ve kardeşini korurlar, Sen Rahat Ol” dedik. O an bize güvendi ve hıçkıra hıçkıra ağlayarak anlatmaya başladı. 1 yıldan uzun bir süredir aile içi cinsel istismar vakasını tanımlıyordu. Bu olayı anlatırsa kendisini, ablasını ve kardeşini öldüreceğini söylediği için korktuğunu ve kimseye anlatamadığını söyledi. Bunu üzerine 155’i arayarak emniyet ekibini olay yerine çağırdık. Olay yerine gelen emniyet ekiplerine olayı anlattık ve emniyet ekipleriyle birlikte hastaneye naklini sağladık. Daha sonra savcılık harekete geçerek söz konusu şahsı gözaltına aldı. Böylece pırıl pırıl bir kız çocuğunun hayalleri ve geleceği kurtarılmış oldu. Böyle bir kurtuluşa vesile olmaktan büyük bir gurur duyduk.