İBRAHİM KILIÇ

4 HAYAT 1 SAĞLIK MEMURU

1984 Kars Sarıkamış doğumluyum, lise eğitimimi Kars fen lisesinde tamamladıktan sonra 2003 yılında Muğla üniversitesi Fethiye sağlık yüksek okulu sağlık memurluğu bölümünü kazandım. 2007 yılında bu bölümden eğitim hayatımda kişisel ve mesleki gelişmelerimi tamamlayarak mezun oldum. 28 şubat 2008 yılında Ankara Nallıhan Çayırhan sağlık ocağında göreve başladım. 2009 yılında askerlik hizmetimi İzmir Foça da rdm asteğmen olarak ifa ettim. Terhisimden sonra sağlık ocaklarının kapanıp aile sağlığı merkezlerine dönüştürülmesinden dolayı istek dışı tayin olarak Nallıhan  devlet hastanesinde göreve başladım. Göreve başladığım ilk gün 112 hastane bünyesindeki b tipi 112 istasyonuna görevlendirilmem yapılmış olup o zamanlar da acil sağlık hizmetleri günümüzde olduğu kadar gelişmemiş olup, eleman eksikliği hat safhadaydı dolayısıyla şuaınki gibi herhangi bir hizmet içi eğitimi yoktu dolayısıyla herhangi eğitim almadan TEK başıma nöbete yazıldım. 

İlk nöbetimi sürücüden teslim aldığımda ambulansta bulunan ekipmanlar hakkında pek bir bilgim yoktu. Gün içerisinde kendi imkânlarımla ne nerde? hangi ekipmanları nasıl kullanabilirim? bunları öğrenmeye çalışırken 1-2 şehir içi vakasına gidip geldim…

 Akşam saat 8 suları alaca karanlık ilçeye çöktü, 112 KKM den ilçeye yaklaşık 10 km uzaklıkta trafik kazası vakası aldık. Kkm nin verdiği bilgiye göre 4 ağır yaralı olduğu bilgisiyle ivedi şekilde sürücü ve ben vakaya çıkış yaptık…

Olay yerine yaklaşık 4-5 dk gibi sürede intikal ettiğimizde olay yeri çok karmaşık nerdeyse her anayoldan geçen her araç durmuş, önden giden tırdan düşen tomruk a(ağaç gövdesi)çarpan aracın etrafını sarmış. Ambulanstan daha inmeden kapım açılarak indirildim. Herkes bir yerimden çekiştiriyor herkes diğerinin durumunun daha ağır olduğunu ona müdahale etmem gerektiğini söyleyip duruyordu… zaman geçiyor ne yapacağımı bilmiyor hangisine müdahale edeceğimi bilmiyordum… Sonra kendime gelerek ortalığa bağırarak herkesi kendimden uzaklaştırarak çeşitli görevler verdim. Kendim sahip olduğum bilgilerle kendimce bir sıralama yaptım. 2 kırmızı kodlu hastaya müdahale etmeye başladım bir hastaya sürücü arkadaşıma cpr yapmasını söyledim diğer hastaya ise ben cpr yapmaya başladım. Cpr yaptığım hastanın kalbi atmaya başladı ve olay yerinde hayata döndü, sürücünün ambulansta lma var onu kullan  entübe etmek ile uğraşmazsın  demesiyle lma takıp  hastayı çevredeki bir kişiye balon valf maskeyi vererek sürücü arkadaşımın yanına gittim. CPR’ı teslim aldım kkm’den verilen bilgi doğrultusunda en yakın ambulansın 45 dk sonra olay yerine geleceği söylendi bu durumda kkmye danışarak kendi imkanlarım ile yeşil kodlu bir hastayı sürücünün yanına diğer yeşil kodlu hastayı ise ekip sorumlusu koltuğuna oturtup kemerini taktım. Dönen hastayı  ambulansın içindeki yan koltuğu kaldırarak sırt tahtasını serip üstüne uzattıp ambuyu yeşil olan hastaya vererek ambulamasını istedim. Diğer hastayı sedyeye alıp monitör ile ana sedyenin arasına geçerek kalp masajına devam ederek hastaneye ulaştık.  Hastaneye vardığımızda hasta üzerinde cpra devam ederek acil servise kadar içeri alan sağlık çalışanları bana hayretle bakıyordu… 4 hasta 1 sağlık memuru üstüm başım kan revan içinde…

MESUT ŞİFAN

SURİYELİ ÇOCUKLAR ÖLÜYOR.

Çocuk, dünyanın her tarafında, çocuktur. Kızı, erkeği, beyazı, esmeri, Afrikalısı, sarışını hangi renk, cins ve görünüşten olursa olsun, çocuk, çocuktur. Herkes güzel ve kaliteli bir çocukluk devresi yaşama hakkına sahiptir. Bu bir insanlık hakkıdır. Çocukları korumak, en başta devletlerin görevi oluyor. 2017 Yılı Mart Ayında Suriye Jerablus Sahra Hastanesi Acil Serviste yaşadıklarımı bir ömür boyu unutmayacağım. Lakin bende derin bir iz bırakan çocukların mazot sobasından meydana gelen patlamalar sonucunda yanmaları, yaralanmaları veya patlamamış mühimmatla oynarken mühimmatın patlaması sonucu özellikle el ve ayaklarda meydana gelen yaralanmalar, kopmalar vb. acı olaylar.

Suriyeli Muhammed daha 6 yaşındaydı. Evinin bahçesinde bulduğu el yapımı patlayıcı ile oyun oynuyordu. Oyun dediğime bakmayın her gün yaşadığı savaşın kanlı yüzüne çocukça ve kendi hayalinde bir şekil vermişti ve az sonra başına gelecek felaketten habersizdi. Ve birden bir gürültü duyuldu. Evinin hastaneye yakın olmasından dolayı gürültü hastaneye kadar ulaşmıştı. Gürültünün geldiği yere doğru koşmaya başladım. Yaklaşık 2 dk sonra Muhammed’i yerde kanlar içinde yatarken gördüm. Hemen üstümdeki kumaşlarla turnike yapıp kucakladım ve acil servise getirdim. Bir an herkes dona kalmıştı. Her iki el bilekten kopmuştu. Vücudunun çeşitli yerlerinde şarapnel parçalarından kaynaklanan yaralanmalar vardı. Müdahale odasında gerekli müdahaleyi hızlı bir şekilde yaptıktan sonra acil olarak Türkiye’ye götürdük. Muhammed şimdi yaşıyor ama 2 eli olmadan hayata tutunmaya çalışıyor. Kim bilir belki ölen arkadaşlarına göre kendini şanslı hissediyor olabilir. Muhammed sadece yaşanan olaylara bir örnek. Çocuklar Ölmesin… Çünkü Onlar Günahsızdır…